Makale:

Geçtiğimiz birkaç gün içersinde basında yer alan bir haberle sözde sanat hocası olan ırkçılık ve nefret suçu işleyen  Yıldız Teknik Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi Sanat Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ahmet Atan’ın Gezi Parkı eylemlerine katılanlar için Twitter’da yaptığı yorum,  tek tipçiliğin / ırkçılığın / nefretin hala  bu ülkede egemen olduğunun bir göstergesidir. Sözde profosör  Atan, Twitter’da “Yahudi, Ermeni ve Rum’sanız Gezi eylemlerinde aktif rol almanızı anlayışla karşılıyorum. Lütfen soyunuzu araştırın” diyerek fotoğraf paylaşımında bulunmuştur. 

Bu profösörü kınıyor ve sanat; böylesi ırkçı beyinlerin ellerinde şekil verdiği sürece bu ülkeye ne barış gelir ne de demokrasi.

Ayrıca bu ülkede ırkçı bir  faşist olacağıma, Yahudi, Rum, Ermeni olmayı onurla tercih ederim. Sözde üniversite hocası olacak bu zat gibi düşünenler  direniş eylemlerinin arkasında önce terörist diye  kürt halkı şahsında kürt hareketine  saldırdılar. Yetmedi bu kan emicilere. Şimdi de üniversitedeki resmi ağızları olan sözde profosörleri; Ermenilere, Rumlara, Yahudilere hayasızca saldırıyor. Ola ki bu eylemlerin arkasında yukarıda adı geçen kadim halklar olsun. Soruyorum;

1- Ermeniler, Rumlar, Yahudiler bu ülkenin vatandaşı değiller mi ki, direnişe katılmasın. Azınlıklar yıllardır baskılanmıyor mu bu ülkede ki, direnişe geçmesin?

2- Türkiye'de  1915'li yıllarda  her dört kişiden biri gayri müslimken, bu gün % 1 'i bile bulmuyor. Ne oldu bu insanlara sormak gerek sözde profosöre? TC' nin resmi açıklamalarına göre orjin gayri müslim sayısı  70 bindir. Sormaya devam ediyorum; 15 Haziran 2013 gecesi direnişte bir tek Ümraniye ilçesinde  70 bin insan vardı. Kartal, Taksim, Boğaz köprüsü, Gazi mahallesi, Maltepe, Yeniköy, Şişli, Beşiktaş,  Kadıköy gibi  İstanbul'un diğer ilçelerini yazmaya gerek bile yok.  Ermeniler, Yahudiler, Rum'lar ,Türkiye'nin her yerinden tam sayı gelseler bile taksim'de bu sayıyı yakalayamayacaklarken neden işin suçlusu/elebaşısı  olarak bu halkları görüyorsunuz? Kaç maaşa sattınız vicdanınızı? Bu, çeşit açıklamalar suçluluk psikolojisiyle  bir çeşit savunmaya geçmektir. 

3- Direnişe konu olan  ''Gezi Parkı'' yer ve civarı, bir zamanlar Ermeni mezarlığı idi. Buranın asıl sahiplerinin Ermeniler olduğunu öğrendiğiniz için midir? Böylesi nefret suçu işleyişiniz. Söz konusu olan bu  yerleri  yasal kılıf bulup, hileyle gasp ettiğimiz yetmedi de şimdi gerçekler ortaya çıkınca, faşizme kılıf bulmak için midir bu kadim halklara saldırılarınız? Bu yerle ortaya çıkan gerçekler, sizin yalanlarla ördüğünüz tarihi, altüst etti sözde profosör.

4- Lütfen soyunuzu araştırın sözleriniz, sizi eleveriyor sözde profosör. 98 yıldır inkar ettiğiniz soykırım düşüncesini farkında olmadan kabul ettiniz aslında.  Nasıl mı? Çok basit. Ataları Ermeni, Rum, Yahudi, Süryani, Ezidi olanlar,  bu gün Türk ve Kürt kimliğini taşıyorsa  bu sizin gibi ırkçı faşist anlayışlarınızın sonucudur sözde profösör.

Ayrıca profosör olduğunuza göre şunu da bilmeniz gerek; TC, BM Soykırım Konvansiyonunu 1948'de, SSCB ile birlikte ilk kabul eden ülkeler arasındadır. ABD bile Türkiye'den çok sonra  bu sözleşmeyi 1986 yılında parlementosunda onaylamıştır. 1948 yılında imzalan bu konvansiyona imza atmakla TCY, sında soykırım suç kabul edilip cezalandırdığına göre ; de facto 1915 Ermeni soykırımını kabul etmiş oluyor özünde.

Türkiye'de 98 yıldır soykırım inkar endüstürisi  ne kadar iyi çalışırsa çalışsın uluslarası sözleşmeler bir gün gelecek Türkiye'yi bağlayacaktır. As olan,  soykırımı inkar ederek dünyanın gözü önünde karanlık ve kirli geçmişimizle yaşamak değil,  tarihimizi yüksek ve medeni insanlık mertebesine getirmek için özür dilemektir sayın profosör. Yeni soykırımları önlemenin tek yolu ise,  geçmişteki soykırımların halk vicdanında mahkum olmasının sağlanmasıdır. Kin ve nefret önce insanın kendisini bitirir sonra yaşadığı toplumu küçülte, küçülte yok eder. İnsana nefreti değil , insana gitmeyi, insanı  sevmeyi kutsallaştırdığımız  kadar insan oluruz sayın profösör.


Facebook Yorumları
FACEBOOK YORUMLAR BURDA GÖZÜKECEK